Resimli Çanakkale Zaferi Mesajları Sözleri Şiirleri Facebook Paylaş

Çanakkale resimli facebook mesajları paylaş 2014 anlamlı Çanakkale sözleri face paylaş. Facede paylaşmak için güzel 18 Mart şehitlerle ilgili güzel sözler paylaş. 18 Mart resimli mesajlar facebookta paylaşılacak güzel anlamlı sözler. Gelibolu Yarımadası'nda 99 sene ilkin yaşanmış olan, tarihin en mühim çarpışmalarından kabul edilen Çanakkale Savaşları'nda Türk askeri destan yazdı, Çanakkale Destanı, Çanakkale Anma, Çanakkale Şiirleri bu haberde

Gelibolu Yarımadası'nda 99 sene ilkin yaşanmış olan, tarihin en mühim çarpışmalarından kabul edilen Çanakkale Savaşları'nda Türk askeri destan yazdı, Çanakkale Destanı, Çanakkale Anma, Çanakkale Şiirleri bu haberde. Daracık bir abanoz parçasında, Gelibolu Yarımadası'nda 99 sene evvel yaşanmış olan, tarihin en mühim çarpışmalarından kabul edilen Çanakkale Savaşları'nda Türk askerinin yokluk ve zorluklar içerisinde gösterdiği muvaffakiyet, bütün yeryüzünün beğenisini kazandı. İngiltere, Fransa, Avustralya ve Yeni Zelanda benzer devletlerden gelen, kendisinden tabanca ve cephane olarak kat kat fevkalade düşmana aksi memleket korunması için Çanakkale'ye koşan Türk askeri toprak kaplardan, İngiliz askerleri ise emaye ambalajlı bardaklardan su ve çay içti. Yarımadanın sıkıntılı coğrafyasında ayağındaki çarıklarla düşmana "dur" diyen Mehmetçiğin tersine İngilizler, Fransızlar ve Anzaklar, botlarıyla savaştı. Türk askerlerinin ardı sıra İngiliz, Fransız ve Anzak kuvvetlerinin Çanakkale Savaşları'nda kullandığı dirimsel meteryalleri yurt içi ve dışından toplayıp şahsına dahil Çanakkale 1915 Seddülbahir Özel Müzesi'nde sergileyen mahalli tarih araştırmacısı Ahmet Uslu, anadolu ajansı muhabirine icra ettiği izahta, uzun senelerdir savaşların yaşandığı kesimde yaşamını sürdürdüğünü anlattı. Savaşların üstünden 99 sene geçmiş bulunmasına karşın hala savaşlara dahil materyallerin gün yüzüne çıkmaya sürdüğünü aktaran Uslu, "Çıkan materyallerin menşesine baktığımız vakit bir Osmanlı malzemesi göremiyoruz. Bu materyallerin suratta 90'ı ya İngiliz yahut Fransızlara dahil. O vakit şunu anlıyoruz ki bunların meteryalleri nitelikli ve bugünlere kadar ulaşabilmiş" diye konuştu.

"Medeniyeti bizlerden altmış sene evvel olan bir orduya aksi savaşmışız"
Uslu, İngiliz askerlerinin kullandığı demirli potinlere oldukça kolay rastlanırken kahraman Türk askerlerinin çarıklarını görme imkanının birazcık düşük olduğunu altını çizdi. Müzesindeki yapıtlara değinen Uslu, şöyle ki konuştu: "İngiliz askerleri, koleksiyonuma kazandırdığım, üstünde 1911 zamanı ile İngiltere Kralı 5. George ve partneri Kraliçe Mary'nin resimlerinin alan almış olduğu emaye ambalajlı bardakla çayını, suyunu yudumlarken Türk askeri toprak bardaktan içmekte. Emaye, Türkiye'ye 1960'lı senelerde meydana. Demek ki Çanakkale'de, uygarlığı bizlerden altmış sene evvel olan bir orduya ters savaşmışız. Karşımızdaki ordunun toplarının kuvvetine, gemilerinin hızına, uçaklarının gökyüzünde dolaşmasına karşın Türk askeri Çanakkale'de kahramanlığını konuşturmuş, inanç dolu göğüsüyle elindeki malzemeyle Çanakkale'yi geçilmez kılmıştır."
Sergilediği bir çarığın aşağısında delikler bulunduğuna dikkat uyandıran Uslu, İngilizlerin, tutsak almış olduğu Türk askerlerinin üniformaları ve aksesuarlarına baktığında en mühim problemin ayakkabılarda olduğunu acilen anladığını dile getirdi. Türk Ordusundaki askerlerin büyük çoğunluğunun, devlet savunmasına çarıklarıyla katıldığını özetleyen Uslu, "Çarık, sivri metallere ters oldukça dayanıksızdı. Düşman, ne şekilde atılırsa atılsın, bir ucu havada kalan ve star tanımlanan sivri demirlerden atarak askerimizi ayağından vurmuştur. Bunun neticesinde ayağı vurulan askerlerimizin birçoğu cephe gerisine geri dönmek mecburiyetinde kalmıştır. Böyle kaybımızın 7-8 bin fert olduğu düşünülmektedir" anlamını kullandı.

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün mesaji: Cumhurbaşkanı Gül yayımladığı mesajda, devlet geçmişine altın harflerle işlenen Çanakkale Deniz Zaferi'nin 99'uncu sene dönümünün kutlandığını belirterek, fedakarlık ve feragat timsali şehitleri hürmet ve rahmet ve saygıyla andığını kaydetti. Varlığına yönelen tehditler karşısında milletin her zaman birlik ve birliktelik içerisinde hareket ettiğine, vatanını ruhu pahasına müdafaasını bildiğine alamet eden Gül, mesajında, "Üzerinde yaşadığımız topraklar, devlet, bayrak ve ulus sevgisiyle şehit ve gazi olan adlı adsız bütün kahramanlarımızın bugünkü nesillere hediyesi ve ebediyete kadar koruyacağımız yegane varlığımızdır. Onlar, haysiyetli duruşları ve  insanüstü mücadeleleriyle hürriyetimizin ve istiklalimizin ebedi simgeleri olmuşlardır. Bu yüksek içsel ruh ve ulusal bilinç, milletimizin ve ordumuzun tarih süresince kuvvetli silahlı güçleri mısra getirmesini olası kılmıştır" ifadesine alan verdi.  Çanakkale'de 18 Mart 1915 günü, bütün imkansızlıklara karşın, aynı anlayışla büyük bir destan yazıldığını belirten Gül, iletinini şöyle ki sürdürdü: "(Çanakkale Geçilmez) dedirten, genç ihtiyar, ülkenin her köşesinden gelmiş olarak ulusal ve tinsel değerleri için yaşamını ortaya koyan kahramanlarımızın kazanılmış olduğu bu benzeri olmayan zafer yardımıyla, bütün yeryüzü milletimizin yine dirilişine tanıklık etmiştir. Şüphesiz Çanakkale bir gurur abidesi olduğu kadar bir hüzün abidesidir. Çanakkale'de örneksiz fedakarlıklarıyla tarihe damgasını vuran aziz şehitlerimiz, Mehmet Akif Ersoy'un 'Çanakkale Şehitlerine' şiirinde vurguladığı benzer, tarihe sığmayacak kadar büyüktür. Dünyanın uzak köşelerinden gelen, birbirini asla tanımayan genç fidanların savaşım etmiş olduğu Çanakkale Savaşı, milletler içerisinde kalıcı ve kuvvetli dostlukların kurulmasına vesile olması sebebiyle, farklı olarak cenklerden ayrılmaktadır. Farklı uluslara camia kişilerin yan yana, koyun koyuna yatmış olduğu Çanakkale, bu doğrultusuyla, savaşların merhametsiz gerçekleri karşısında, sulhun mana ve kıymetini bütün insanlığa anımsadan bir öğrenek abidesidir.

Çanakkale Savaşı, tarihte silinmez simgeler bırakmış, milletimizin yazgınını derinden etkilemiştir. Deniz ve abanoz savaşlarında kazanılan parlayan ve gurur verici zaferler, milletimiz için bugünlere uzanan sürecin başlangıcı meydana gelmiştir." Çanakkale Savaşı'nın en mühim neticelerinden birisinin Mustafa Kemal Atatürk'ü tarih sahnesine çıkarması olduğuna dikkat uyandıran Gül, Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri dehası ve fevkalade komutanlık yeteneğiyle abanoz savaşlarının zaferle sonuçlanmasını sağladığını beyan etti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, mesajına şöyle ki devam etti:   "Çanakkale'nin hemen sonra Atatürk'ün önderliğinde yürütülen bağımsızlık maçı de azim, iman, hükümlülük ve kahramanlıkla son menziline ulaşabilmiş, Türk milletinin bağımsız ve müstakil hayata kararlılığının sonsuz anıtı dikilmiştir. Bu manalı günler, bize bugünlere gelmek için ödenen büyük bedelleri ve ecdadımızın kararlılığını bir kere daha da hatırlatmaktadır. Bilgiozetim.com Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin sene dönümünde vurgulamak istiyorum ki Türk ulusu şehitlerimizin ve gazilerimizin kıymetini devamlı bilmiştir. Onları hiç unutmamıştır ve unutmayacaktır. Bizler de, tarihiyle övünen, kahramanlarıyla gurur duyan nesiller olarak, şehitlerimizin emanetine kararlılıkla sahip belirecek, ülkemizi hakettiği ışıldayan yarınlara katiyen taşıyacağız. Birlik ve birliktelik içinde, hedeflerimize hep beraber yürümeye devam edeceğiz. Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin sene dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak suretiyle, ebediyete intikal eden kahramanlarımızı ve vatanını canından aziz bilen bütün şehitlerimizi bir defa daha da dualarla ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum."
Orgeneral Özel'in "Şehitler Günü" iletisi
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in "Şehitler Günü" iletisi Genelkurmay Başkanlığının web sitesinde yayımlandı. Yüce milletin varlığı, hür Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin firması, mukaddes devlet topraklarının ayrılmaz bütünlüğü, yeryüzü barışının sağlanması ve savunması uğruna canlarını feda eden şehitleri yad eden Özel, "Uğrunda büyük bedeller ödenen aziz devletimizin mevcudiyeti ve göklerde bağımsız bir halde dalgalanan şanlı kırmızı bayrağımız, şehitlerimizin ve gazilerimizin bize bıraktıkları mukaddes bir emanetidir. Bilgiozetim.com Canları pahasına savaşım ayrılarak bu toprakları memleket meydana getiren isminde, adsız tüm kahramanlarımız sonsuz varlığımızın gücencesi olmuşlardır" görüşünü paylaştı. Kurtuluş Savaşı'nın meşalesinin tutuştuğu Çanakkale'nin son zamanların koloni vaziyetine getirilmiş ulusları için de yeni bir ümit ışığı olduğunu vurgulayan Özel'in mesajında, "Yaralı hasım askerini ölüm pahasına sırtına alarak, hasım siperine taşıyan Türk askerinin insani değerlerinin harp meydanlarında tezahürü cihetiyle de cenk senesinde örneğine yetersiz düşe gelen müstesna bir olayın, 'asrın verecek centilmenler savaşının' isimidir Çanakkale" ifadesi bulundu.

Bakanlar İslam ve Işık'ın iletileri
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, mesajında, şunları anlattı: "Aziz şehitlerimiz bastığımız yerlerin topraktan öte ‘memleket’ olmasını sağlamışlar, devlet ve toprak terimini zihinlerimizde mukaddes bir emanete dönüştürmüşlerdir. Şehitlerimizin emanetini yüceltmek, hatıralarına yakışır bir gelecek yapmak arzu,  bizim en mühim vazifelerimizden bir tanesidir. Bilgiozetim.com Bu devlet uğruna canını feda eden aziz şehitlerimize işittiğimiz minnettarlığın ifadesi olarak şehitlerimizin yadigarlarını hak ettikleri olanak ve şartlara kavuşturmak bizim en esas görevimizdir. Bize emanet olan şehitlerimizin ailelerinin ve gazilerimizin devamlı beraberinde olmak, onların bir nebze olsun acılarını hafifletmek ve kendilerine yardımcı olmak esas amacımızdır."

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, mesajında şunları kaydetti: "18 Mart 1915 zamanı, topyekun bir milletin bayan, bay, çocuk ve ihtiyar farkı olmaksızın varoluş destanıdır. Vatanın dört bir yanından doğusundan batısından güneyinden ve kuzeyinden gelen Mehmetçiğin kardeşlik aşkıdır. Bugün de kardeşliğimizi zedelemeden, yurt içerisinden ve yurt dışından aziz milletimize ve vatanımıza ameliyat inşa isteyenlere Çanakkale ruhuyla bedel vermeliyiz. Kanıyla, canıyla vatanımızı savunarak bize emanet eden ecdadımıza borcumuz birlik ve beraberliğimizi ebediyyen korumaktır. Bu duygularla Şehitleri Anma Günü olan Çanakkale Deniz Zaferi'nin 99. yıldönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tabanca arkadaşları olmak suretiyle ebediyete intikal eden tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum."

Memur-Sen izahı: 18 Mart Şehitleri Anma Günü bağlı olarak Memur-Sen'den meydana getirilen izahta, şu ifadelere işaret edildi: "Gidip de gelmeyeceğini bilmiş olduğu durumda, düşmana ters göğsünü siper edenler, yeni nesillere kılavuz ve esin kaynağı olmalıdır. Çanakkale'de 'Bedrin Aslanları' örneği omuz omuza vuruşanlar Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkezler, Arnavutlar, Lazlardan başkası değildir. İşte bugün de Çanakkale'yi ölümsüzleştiren bu cana gereksinim mevcuttur. Bizi 'Büyük Türkiye' idealine taşıyacak olan bu ruhtur. Çanakkale Zaferinin 99. sene dönümünde milletimizin değerlerinin ne miktarda sağlam ve kuvvetli olduğunu yeryüzüne gösteren şehitlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyoruz."

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu da mesajında şunları kaydetti: "Millet olarak her zor zamanda biraraya gelmeyi, kenetlenmeyi ne şekilde başardığımızı, devlet söz mevzusu meydana geldiğinde kimsenin canını bile düşünmediğini hepimiz fazlaca iyi bilmektedir. Bu toprakların insanı mert ve yüreklidir. Daima başı dik, haysiyetli ve hiç kimseye bağımlı olmadan yaşamıştır, tadacaktır. Bugün sahip olduğumuz noktanın kıymetini anlayabilmek için zamanı oldukça iyi bilmemiz gerekli. Geçmişimizi iyi çözümleme terk, şu lâhza yaşadığımız Türkiye'yi ne büyük mücadeleler ve fedakarlıkların cevabında elde ettiğimizi genç kuşaklara da oldukça iyi anlatmalıyız. Ki bu aden vatanın geleceği için birlik ve beraberliğimizin kıymetini daha fazla iyi pekiştirelim. Bize düşenin bundan sonrasında uygarlık yarışında, ekonomik yarışta, hukuk yarışında bayrağı en ileriye dikmek olduğunu unutmayalım. Bu duygu ve düşüncelerle, Türk iş dünyası şahsına başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak suretiyle bu büyük destanı yazan kahramanlarımızı, şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyor, aziz milletimizin bu gurur gününü paylaşıyoruz."
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz Harbi Nedir?
Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi,
Mahşer mi, hakikat mahşer Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela…
Hani tauna da zuldür bu rezil istila…
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
 Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz …
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer O ne müthiş tipidir:
Savrulur enkaaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, saqnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrınaram?
Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.
Asım’ın nesli… Bilgiozetim.com diyordum ya… nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rukü olmasa, dünyay a eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnında n, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab,  ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab…
Seni anca kebediyetler eder istiab.
 “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına; Uzanırken,
qece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz  etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın…
Heyhat, Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. 


EmoticonEmoticon