Süleyman Demirel Öldümü Kimdir Vikipedi Kaç Yaşında Nereli

http://www.bilgiozetim.com/2014/07/suleyman-demirel-kimdir.html

Süleyman Demirel Biyografi

Süleyman Demirel öldü mü? 1993-2000 içerisinde Türkiye'nin 9. reisicumhur olup, 1965-1993 yılları aralığında da 7 alternatif hükümette toplam 10 sene 5 maaş bir müddetle başbakanlık yapmıştır. Süleyman Demirel öldümü? Süleyman Demirel vikipedi, Süleyman Demirel nereli? Süleyman Demirel kaç yaşında, Süleyman Demirel biyografi, Süleyman Demirel özgeçmişi, Süleyman Demirel hayatı hakkında bilgiler. Süleyman Demirel mason mu? siyonist mi bu sorular da çok merak ediliyor.. Wikipedia özgün ansiklopedisi kaynaklı bilgilerimizle sorularınıza yanıt vermeye çalışacağız.

Tam Gerçek Adı Sami Süleyman Gündoğdu Demirel doğum tarihi 1 Kasım 1924, Süleyman Demirel doğum yeri İslamköy, Atabey, Isparta, Süleyman Demirel Mesleği Türk inşaat mühendisi ve bürokrat.

Türkiye'nin en genç genel müdürü, İsmet İnönü ve Recep Tayyip Erdoğan'dan sonrasında en uzun başbakanlık yapmış kişisi olan Süleyman Demirel, 31 yaşlarında genel emreden, 40 yaşlarında parti genel başkanı, 41 yaşlarında başbakan meydana gelmiştir. Türkiye'nin fazlaca partili sisteme geçmiş olduğu 1946'dan sonraki evrede, kurduğu 7 hükümetle en fazla hükümet kuran siyasetçisidir.

Yaşamı İlk seneleri
Isparta'nın Atabey kazasına bağlı İslamköy'de Hacı Yahya Demirel (1893-1972) ile Hacı Ümmühan Demirel'in (1902-1979) erkek çocuğu olarak hayata merhaba dedi. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyonkarahisar'da tamamladı.[4] 1949'da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden inşaat yüksek mühendisi olarak mezun oldu. 1948'de babası Hacı Yayha Demirel'in yeğeninin kızı Nazmiye (Şener) Demirel'le evliliğe ilk adımını attı.

Görevleri
1950'de Elektrik İşleri Etüd İdaresi'nde iş buldu. Sulama ve cereyan mevzularında inceleme etmek için ABD Birleşik Devletleri'ne (Amerika) gönderildi. Türkiye'ye dönüşünde, 1953 senesinde Seyhan Barajı inşaatı başladığında proje mühendisi iken Başvekil Adnan Menderes'in dikkatini çekerek 1954 senesinde Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'nde Barajlar Dairesi Başkanlığı'na tayin edildi. 1955 senesinde da DSİ Genel Müdürlüğü'ne belirleme edildi. Bu arada Eisenhower Vakfı'nın onu bursiyer olarak seçmesiyle yine Amerika'ye yol aldı. Askerliğini etmek suretiyle 1960 senesinde genel amirlik görevinden ayrıldı.[8] 1962-1964 yılları aralığında özgür müşavir-mühendis olarak çalıştı. Aynı senelerde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde inşaat mühendisliği çevresinde dersler verdi. Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini (1954) hazırlayan, Amerika'nin enternasyonal mühendislik ve müteahhitlik şirketi Morrison Knudsen Inc.'in Türkiye temsilciliğini üstlendi.

Siyasi kariyeri
Dönemin Romanya reisicumhur Nicolae Ceauşescu, Süleyman Demirel ile icra ettiği toplantıda 23 Haziran 1976, başkent.
Dönemin İran başbakanı Emir Abbas Huveyda ve çağın Türkiye başbakanı Süleyman

Demirel ile partlerleri, Tahran.
1962'de siyasal hayata atılarak Adalet Partisi'ne (AP) girdi. Aynı sene meydana getirilen I. Kongre'de genel yönetim kuruluna seçildi. AP'lilerin af kampanyası cevabında külüstür reisicumhur Celal Bayar'ın 22 Mart 1963'te şartlı olarak özgür terk edilmesi üstüne başkent'da husule gelen vakalar esnasında AP genel merkezinin saldırıya uğraması üstüne etkin politikadan çekildi. Demirel'in bu tavrı seneler sonrasında parti içerisindeki muhalifleri tarafınca, "şapkasını alıp kaçtı" veya "şapkasını bırakıp kaçtı" diye aleyhinde propagandaya dönüştürdüldü.

Haziran 1964'te AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala'nın beklenmeyen ölümü üstüne baş gösteren parti içi buhran esnasında tekrar politikaya döndü. 28 Kasım 1964 senesinde meydana getirilen Adalet Partisi genel kurultayında Sadettin Bilgiç, Tekin Arıburun ve Ali Fuat Başgil'in de yarıştığı seçimde 1679 oydan 1072'tepsi alarak genel başkan seçildi. İsmet İnönü hükümetinin düşürülmesinden sonrasında Şubat 1965'te Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında AP, Yeni Türkiye Partisi (YTP), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ve Millet Partisi (MP) katılımıyla kurulmasını sağlamış olduğu 29. Türkiye Cumhuriyeti ortak yönetim hükûmeti'nde Türkiye Büyük Millet Meclisi dışından başbakan yardımcısı ve yönetim bakanı olarak vazife aldı. Aynı sene babası Yahya Demirel ana vatanı Isparta'nın İslamköy beldesinde belediye başkanı seçildi.

1965 genel seçimleri'nde, Yeni Türkiye Partisi'nin silinmesiyle Demokrat Parti (DP) çizgisinin tek kalıtçısı haline gelen Adalet Partisi almış olduğu %52,8 rey ile tek başına iktidar oldu. Demirel de bu seçimlerde Isparta mebus olarak ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi'ye seçildi. 27 Ekim 1965'te, 27 Mayıs sonrasının ilk koalisyonsuz hükümeti olan 30. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'ni kurdu ve Türkiye'nin 12. başbakanı oldu.

Süleyman Demirel, İsmet İnönü, Celal Bayar ve Ragıp Gümüşpala benzer Kurtuluş Savaşı kahramanlarının adım adım bürokrasi aranasından çekilmiş olduğu bu zamanda "Cumhuriyet Kuşağı" olarak tanınan 1920'lerde yeryüzüne ulaşmış siyasetçilerin ilk örneklerindendi.

AP hükümetinin işbaşı yapmasından kısa vakit sonrasında, Süleyman Demirel'in karşılaşmış olduğu ilk kriz, 27 Mayıs 1960'ta yönetim başkanlığını, 1961 Anayasası'nın kabul edilmesinden sonrasında da cumhurbaşkanlığını üstlenen Cemal Gürsel'in, sıhhat halinin sorumluluklarını sürdürmesine mani olduğu yolundaki rapor üstüne cumhurbaşkanlığının erdi ermesiydi. Ordu kumanda kademesini altüst terk meydana getirilen ve üstünden daha altı sene geçmiş olan 27 Mayıs Darbesinin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki tesirlerinin sürdüğü bir ortamda TSK içerisindeki kuvvet dengelerini fazlaca iyi bilen ve bundan dolayı fazlaca mühim bir konumda olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay Demirel aracılığıyla ordunun AP'ye aksi olan tavrının yumuşatılması için Cumhurbaşkanlığına aday yayınlandı.[12] 15 Mart 1966 senesinde şahsı isteği ile emekli olan ve kısa vakit sonrasında saptanca senatörü meydana getirilen Sunay, 28 Mart 1966'da TBMM aracılığıyla Türkiye'nin beşinci Cumhurbaşkanı seçildi.

1965 ile 1971 boşluğundaki Süleyman Demirel'in başbakan olduğu evrede Boğaziçi Köprüsü, Ereğli Demir Çelik İşletmeleri ve Keban Barajı benzer büyük yatırımlara imza atıldı. Bu evrede Türkiye’de enflasyon %5, kalkınma sürati %7 idi. Bu kalkınma sürati Japonya’dan sonrasında akaryakıt devletleri haricinde, yeryüzünün ikinci yüksek kalkınma hızıydı.

Bu gelişmelere rağmen Adalet Partisi iktidarı camianın aydın kesimleri ve bilhassa talebe örgütlerince DP iktidarının 27 Mayıs sonrasındaki devamı olarak görüldü. 1961 Anayasası'nın sağlamış olduğu kimi esas haklar ve bunların tüketilmesi iktidarın gitgide çoğalan tepkileriyle karşılaşınca, 27 Mayıs 1960 öncesindeki ergenlik protestolarının benzerlerini AP iktidarı da yaşamaya başladı. Öte taraftan 1968'de Avrupa ve Amerika'de yaygınlaşan ergenlik hareketleri toplumcu fikirle yeni yeni münasebet kuran Türkiye'deki üniversite gençliğini de etkilemişti. Türkiye'deki ilk mühim talebe eylemi Haziran 1968'de ana kent Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ndeki boykotla başladı. Bunu diğer üniversite ve fakültelerde süratle yaygınlaşan boykot ve işgaller izledi. Akademik amaçlarla başlatılan bu eylemler hemen sonra gitgide siyasal muhteva elde etti ve AP iktidarı için tedirginlik deposu oldu. Bunun akabinde sağ ve sol muhalif talebe grupları boşluğundaki ayaklanmalarda kan dökülmeye başladı. Huzursuzluğun, AP'yi DP'nin ardılı olarak bulan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisinde de yankılanmasının akabinde "askeri müdahale" söylentileri yaygınlık sahip oldu. Kuvvet komutanlarının hükümet başkanı Demirel'e ülkenin içerisinde bulunmuş olduğu vaziyete ilişkin mektup göndermeleri, alelade gelişmeler vaziyetine gerçekleşti.

1969'da, 27 Mayıs Darbesi'nden sonrasında, 1961 Anayasası'nın 68. maddesiyle Demokrat Partililere (DP) konan bürokrasi yasağının kaldırılması için, mayıs ve haziran aylarında İsmet İnönü ile Celal Bayar karşılıklı olarak zamanı sayılabilecek ziyaretler gerçekleştirdiler. Bu ziyaretlerden sonrasında temel yasa değişikliği için Cumhuriyet Halk Partisi'nin de (CHP) desteğini platform AP'nin tavsiyesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'de onaylandı. Ancak bu gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafınca 27 Mayıs'ın restorasyonu olarak algılanmasına ve temel yasa değişikliğine reaksiyon göstermesine, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın da temel yasa değişikliğine ters tavır almasına sebep oldu. Tüm bu reaksiyonlar AP'nin tavrını, temel yasa değişikliği sorununun 12 Ekim 1969'da yapılacak seçimler evveli gereksiz bir gerginliğe sebep olmaması ve Cumhuriyet Senatosu’nda görüşülmesinin seçim sonrasına terk edilmesi doğrultusunda değiştirdi. AP'nin af mevzusundaki tasarruf değişikliği ile parlamentonun itibarının zedelendiğini ileri devam eden, Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy ve külüstür DP’li bakanlardan Samet Ağaoğlu'nun partneri AP Manisa Milletvekili Neriman Ağaoğlu, 31 Temmuz 1969 günü partilerinden ve milletvekilliklerinden çekilme ettiler. Bu büyüme külüstür DP'lilerin AP’lilerle ihtilaflarının su yüzüne belirmesi biçiminde yorumlandı.[14]

10 Ekim 1969 tarihli genel seçimlerde de AP yüz bölgesinde 48 rey alarak yeniden tek başına iktidar oldu ve Demirel ikinci hükümetini kurdu (3 Kasım 1969). Ancak, halktan gelen bu yardımcı AP'nin bölünmesini önleyemedi; Partisi dışından gelen tenkitler karşısında toleranslı, liberal bir bürokrasi seyreden Demirel, Adalet Partisi içerisinde başlamış olan muhalefete ters aynı hoşgörüyü göstermedi. Kendisine bağlı "Yeminliler" hizibindeki insanların kayırılması, ülkede günden güne çoğalan sosyal, tutumsal, siyasal karışıklıklara bitirecek verilmesi ve külüstür Demokrat Parti personellerinin siyasal haklarının iadesi problemin çözülmesi benzer istekleri ifade eden milletvekilleri partiden çıkarıldı. Bunun üstüne 71 AP'li senatör ve mebus aynı istekleri ihtiva eden bir muhtırayı Demirel'e verdiler (12 Ocak 1970). Demirel'in, "bizler muhtırayla iş görmeyiz" diyerek gösterilen istekleri gözardı etmesi karşısında, 11 Şubat 1970'te, Ferruh Bozbeyli, Saadettin Bilgiç ve Faruk Sükan'ın başını çekmiş olduğu 41 AP'li mebus bütçe görüşmeleri esnasında, CHP ve diğer karşıcılık partileriyle birlikte ret reyi vererek Demirel'i istifaya zorladı. 41 milletvekilinin aksi rey vermesi üstüne bütçe güvenoyu alamadı ve Demirel sonrası gün başbakanlıktan çekilme etti. Bu olaylardan sonrasında Celâl Bayar sektöründeki AP milletvekilleri çekilme ayrılarak Demokratik Parti'yi kurdular. Aynı evrede AP'nin İslamcı kanadının mühim bir kısmı partiden ayrılıp Necmettin Erbakan'ın kurduğu Millî Nizam Partisi'ne iştirak etti. Adalet Partisi'nde husule gelen bu kopmalar, hükümetin zayıflığından şikayet edenler için mühim bir dayanak oluşturdu.

Demirel, Mart 1970'te yeni bir hükümet kurdu ve aynı sene meydana getirilen 5. Kongre'de yine genel başkan seçildi.

12 Mart Dönemi  Ana nesne: 12 Mart Muhtırası
Parti içi karşıcılık benzer Demirel iktidarının karmaşa dibine alındığı bir başka mesele haşhaş'tı. 1970 senesinde, Richard Nixon yönetimindeki Amerika Hükümeti Demirel hükümetinden haşhaş ekiminin yasaklanmasını arzu etti. 1960'lı senelerin ikinci yarısında Türkiye ile Sovyetler Birliği boşluğundaki yakınlaşmadan hastalık duyan Amerika idaresinin bu talebinin, siyasal zemini kırsal nüfusa dayanan Demirel aracılığıyla reddedilmesiyle esasen ters giden Amerika-Türkiye ilişkileri adamakıllı gerildi.[15] Haşhaş sorunu 12 Mart'ın esas nedenlerinden biri oldu.[16]

İktisadi halin bozulması, Türkiye tarihli en büyük amele eylemlerinden kabul edilen 15-16 Haziran 1970 Olayları, Türk Lirası'nın değerinin suratta altmışaltı miktarında düşürülmesi (10 Ağustos 1970)[17], 68 talebe vakaları ve grevler karşısında Demirel, 1961 Anayasası'nı suçlayarak bu anayasayla ülkenin yönetilemeyeceğini korudu. Bu mevzuyu da kullanan Millî Demokratik Devrimciler 1971 senesinde 9 Mart darbe teşebbüsüne kalkışınca 12 Mart muhtırası ile hükümet istifaya zorlandı. Aynı gün Demirel çekilme etti, Nihat Erim Hükümeti heyetti. Anayasada Demirel'in istediği doğrultuda değişimler 12 Mart zamanında gerçekleştirildi, o da parti başkanı olarak "partilerüstü" diye tabir edilen hükümetleri bakan vererek destekledi. Bir taraftan da parlamentodaki kuvvetine dayanarak askeri açık bölge karşısında hakimiyet ele geçirmeye çalıştı. 1973 ilkbaharında CHP ile anlaşarak, Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'in reisicumhur seçilmesini önledi. Bu göreve, 2 partinin de üstünde anlaştığı Fahri Korutürk getirildi.

1973'ten 12 Eylül 1980'e
14 Ekim 1973 genel seçimlerinde, siyasal rakibi olan Bülent Ecevit'in öncülüğündeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demirel'in AP'sinden daha fazla rey aldı, anca AP 11 sene aradan sonrasında CHP'nin karşısında ikinci parti haline düştü.

Adalet Partisi'nin bu başarısızlığının peşinde 1972'de CHP liderliğine seçilen Ecevit'in toplum nezdindeki popülaritesi kadar, Adalet Partisi içerisindeki bölünmeler de büyük rol oynamıştı. 1965 seçimlerinde oyların yarısını çevre AP sağ politikanın her rengini, ufak burjuvasından büyük burjuvasına kadar ülkedeki anamal sahiplerinin bütün kısımlarının çıkarlarını delegasyon eden bir koalisyondu. Ancak oluşan paracı ekonominin yol açmış olduğu sosyal neticeler 1960'ların sonlarında Türk sağında parçalanmalara sebep olmuştu. 1960'lı senelerde adamakıllı açık seçik duruma gelen İstanbul merkezli büyük sermayenin büyüyüp, ecnebi sermayenin uzantısı (montaj endüstri) hâline ulaşmasıyla, Küçük Asyalı ufak tacir, esnaf ve toprak sahipleri piyasanın rekabet koşullarıyla baş edemez vaziyete geldiler. Kuruluşundan sonrasında uzun vakit faklı çıkarların delegasyonunu bünyesinde taşıyan AP, altmış’ların sonlarına isabetli git gide mutlak büyük sermayenin çıkarlarının savunucusu oldu. Bunun akıbeti olarak Necmettin Erbakan'ın MSP'si ile beraber aynı sosyal zemine (Küçük Asyalı minik tacir, esnaf ve zanaatkârlar) hitap eden, AP’den kopanların kurduğu Demokratik Parti 1973 seçimleri'nde toplam yüz bölgesinde 24 rey oranına erişirken, Demirel öncülüğündeki AP'nin oyları suratta 17 miktarında geriledi.[18]

Seçimlerden sonrasında kurulan CHP-MSP koalisyonu Kıbrıs Barış Harekatı'nı gerçekleştirmesine karşın, Kıbrıs başta olmak suretiyle bir hayli mevzuda şahsı içerisinde anlaşmazlığa düşmüştü. Başbakan Ecevit çabuk seçime gidebilmek için 18 Eylül 1974'te çekilme etmesine karşın bu çekilme hemen seçimin yapılmasını sağlayamadığı benzer Eylül 1974'ten Mart 1975'e kadar 200 günü aşkın devam eden bir hükümet krizine sebep oldu. Sonunda güvenoyu alamayan Sadi Irmak hükümetinin akabinde 31 Mart 1975'te AP Genel Başkanı Süleyman Demirel'in başkanlığında AP, MSP, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyetçi Güven Partisi'nden (CGP) meydana gelen ortak yönetim hükümeti heyetti. Sola aksi acilen tüm sağ partilerin birliğini meydana getiren Demirel hükümeti, "I. Milliyetçi Cephe hükümeti" olarak anıldı. Dört sene aradan sonrasında başbakanlık koltuğuna oturan Demirel, koalisyonu yürütebilmek için MSP ve MHP'nin yandaşlarının yönetim örgütü içerisinde kadrolaşmalarına göz yumdu. Bu hükümet devrinde ülkede yine yoğun anarşik vakaları ve sosyal hareketler başladı; devlet dış ödemeler açığı ve çabuk enflasyondan meydana gelen bir ekonomik can sıkıntısına girdi.

1975 senesinde kardeşi Hacı Ali Demirel'in erkek çocuğu Yahya Kemal Demirel'in ismi düşsel mobilya ihracatı icra ettiği iddiasıyla konuşuldu. Yurtdışına mobilya yerine sunta gönderilmiş olduğu, devletten haksız vergi iadesi almış olduğu iddia edildi. Bu iddia basın mensubu Uğur Mumcu aracılığıyla haberleştirildi ve Altan Öymen'le beraber hazırladıkları Mobilya Dosyası isminde kitapta belgeriyle gösterildi. Yahya Demirel kısa bir müddet de hapishanede yattı.[19]

AP 1977 seçimlerinde bir aşama kuvvetlenmesine rağmen, almış olduğu 36,9 rey oranıyla, oylarını 8 not artırarak yüz bölgesinde 41,4 rey platform CHP'nin hemen sonra ikinci parti olabildi. Seçim hemen sonra kurulan Ecevit hükümeti güvenoyu alamayınca, Ağustos 1977'de MSP ve MHP'nin de katılımıyla meydana gelen II. Milliyetçi Cephe hükümetinin başbakanı oldu. Bu hükümet, Güneş Motel Olayı diye hatıralan ameliyatla CHP'nin Adalet Partisi'nden seçilmiş 13 milletvekilini bakanlık vaadiyle aktarma etmesinin üzerine 31 Aralık 1977'de CHP'nin gensoru önergesiyle düşürüldü. 1978 başlangıcında Ecevit tek başına iktidar oldu. AP'den aktarma edilen milletvekillerinin çoğuna bakanlık verildi. İktidarı yitiren Demirel, CHP fazladan hükümetle diyalog oluşturmayı reddedip, Ecevit'e aksi hırçın bir karşıcılık yürüttü. 21 Şubat 1979 Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e, sıkıyönetimin uzatılmasına ters olduklarını deklare etti.

Amerika ambargosunun getirmiş olduğu problemler, enflasyon va bir bölümü Türk Gladio'su aracılığıyla örgütlü edilen anarşi vakalar (bilhassa Kontrgerilla tarafınca tertiplendiği iddia edilen Maraş Katliamı), Ecevit iktidarının halkın nezdinde emniyet kaybetmesine sebep oldu. 14 Ekim 1979 bozuculuk seçimlerinde devrimci grupların da boykot terk oyları gerileyen CHP iktidardan çekildi. Büyük bir farkla seçimleri kazanan AP'nin öncüsü Demirel, evvelki Milliyetçi Cephe hükümetlerinin yarattığı negatif ambiyans sebebiyle hükümetini dışarıdan savunulan bir azınlık hükümeti olarak kurdu. Kasım 1979'da MHP ve MSP'nin dışarıdan yardımı ile kurulan 6. Demirel Hükümetiyle yine başbakan olan Demirel 12 Eylül 1980 Darbesi'ne miktarda sorumluluklarını sürdürdü.

Ülkenin büyük boyutlara varan tutumsal problemleri karşısında, kredi veren enternasyonal kurumların önderdikleri tedbirleri (24 Ocak Kararları) yürütmek niteliğinde kaldı. Bu sırada Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı'na Turgut Özal'ı getirdi. 24 Ocak 1980 Türkiye'nin liberal ekonomiye geçişinde tam bir dönüm noktası oldu.
 
12 Eylül Darbesi
Bülent ve Rahşan Ecevit, Nazmiye ve Süleyman Demirel (Hamzakoy, Gelibolu)

Genelkurmay başkanı Kenan Evren ve güç komutanlarının 1979 senesinin bitirecek günlerinde cumhurbaşkanına verdikleri "uyarma mektubu"ndan sonrasında askeri darbenin beklenir hale gelmesine rağmen, muhalefet parti partisi başkanı Ecevit ile tırmanan teröre (külüstür başbakan Nihat Erim, külüstür Tekel Bakanı MHP'li Gün Sazak ve Maden-İş Genel Başkanı Kemal Türkler benzer mühim karakterlerin suikastlarla öldürülmesi) ters ortak bir çözüm üstünde anlaşmaktan kaçındı. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün müddetini doldurarak görevinden ayrılmasından (Nisan 1980) sonrasında meydana gelen reisicumhur seçim probleminin çözülmesini geciktirdi.

12 Eylül 1980'deki askeri müdahaleyle başbakanlığı bitmiş oldu ve Hamzakoy'da (Gelibolu) takribi bir ay himaye aşağısında kapıldı (13 Eylül-11 Ekim 1980). Partisi 16 Ekim 1981'de kapatılıncaya kadar başkanlıktan ayrılmadı. 7 Kasım 1982 halkoylamasında biri olan 1982 Anayasası'nın geçici 4. materyali ile 10 sene bürokrasi yasaklıları kapsamına alındı. Ancak partisinin külüstür yöneticileriyle bağlantılarını sürdürdü. Mayıs 1983'te siyasal partilerin kurulmasına destur verilmesinden sonrasında, Demirel "Tapulu arazime gecekondu yaptırmam" diyerek ne askeri yönetimin Bülend Ulusu'ya kurdurmaya çalmış olduğu partiye, ne Turgut Sunalp öncülüğündeki Milliyetçi Demokrasi Partisi'ne, ne de Turgut Özal öncülüğündeki Anavatan Partisi'ne (ANAP) yardımcı verdi.[20] 20 Mayıs 1983'te AP'nin devamı olarak Büyük Türkiye Partisi (BTP) heyetti. Ancak, 16 Temmuz 1983'te AP'nin devamı olduğu nedeni öne sürülerek Millî Güvenlik Konseyi tarafınca kapatıldı. Demirel de bürokrasi yasağını çiğnediği sebebi öne sürülerek kimi CHP ve AP'lilerle beraber bir müddet Çanakkale'de Zincirbozan'nda dört ay mecbur ikamete doğal olarak kapıldı.

Doğru Yol Partisi (DYP) kurulunca onu destekledi. 6 Eylül 1987'deki toplum oylaması neticesinde bürokrasi yasağı kalkan Demirel, DYP'nin o tarihteki genel başkanı Hüsamettin Cindoruk'un istifası ile 24 Eylül 1987'de Doğru Yol Partisi'nin (DYP) genel başkanlığa seçildi. 1987, 1988 ve 1990 senelerinde meydana getirilen büyük kongrelerde genel başkanlığa tekrar seçildi. 29 Kasım 1987 seçimlerinde Isparta'dan mebus seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ye girdi. Bu evrede, 24 Ocak Kararları'nı birlikte hazırladığı Turgut Özal'a ters katı bir karşıcılık yürüttü.
Son başbakanlığı
Eski Yunanistan Başbakanı Konstantin Miçotakis ve Başbakan Demirel Dünya Ekonomik

Forumu'nda, 1992
20 Ekim 1991 genel seçimlerinde DYP oyların yüz bölgesinde 27'tepsi alarak çıkardığı 178 milletvekiliyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'de birinci parti haline ulaşınca Demirel hükümeti kurmakla göreve getirildi. 20 Kasım 1991'de Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir ortak yönetim hükümeti kurdu.

Bu evrede Cumhurbaşkanı Turgut Özal'la Süleyman Demirel hükümeti boşluğundaki yetki çatışması uzun vakit bürokrasi gündemini belirledi ve parlamenter sistemde cumhurbaşkanının konumuyla alakadar bir sistem tartışmasına sebep oldu. DYP-SHP hükümetinin demokratikleşme yolunda attığı en mühim adımlar "Kürt realitesinin tanındığının" belirtmesi[21], Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu'nun yine düzenlenmesi, 27 Mayıs 1960'tan sonrasında kapatılan DP ile 12 Eylül'den sonrasında kapatılan partilerin açılması ve sendikal özgürlüklerle alakadar kimi enternasyonal sözleşmelerin onaylanması oldu.

Süleyman Demirel'in başbakanlığı zamanında DYP-SHP hükümeti, enflasyon mevzusunda söz verdiği başarıyı gösterememekle beraber, ekonomik büyümeyi canlandırmakta ve ücretlilerin gerçek gelirlerini artırmakta bir seviyede sevilen oldu. 1992 senesinde rastgele bir toplumsal garantisi olmayan vatandaşların sıhhat giderlerini karşılamaya yönelik "Yeşil Kart" tatbik etmesi başlatıldı. 1987 senesinde başlatılan, emeklilikte muayyen bir müddet prim ödeme ve muayyen bir müddet sigortalı olma şartının beraberinde üçüncü bir koşul olarak da muayyen bir yaşı tamamlama şartı tatbiki Demirel devrinde değiştirildi; 1992 senesinde çıkarılan 3774 Sayılı Kanunla emeklilikte “yaş” şartı büsbütün kaldırıldı, anca bayanlar 38 ve baylar 43 yaşlarında emeklilik hakkı sahip oldu.

Büyük kentlerdeki çok fazla sol anarşi eylemlerinin kontrol altına alınmasında da ilerleme sağlandı. Buna bedel, laiklik yanlısı yazar Uğur Mumcu'nun Ocak 1993'te bombalı bir suikast neticesinde öldürülmesi, hükümetin değişken İslamcı anarşi karşısındaki duyarlılığının sınanmasına sebep oldu.

Koalisyonun 2 ortağı da gemiş zaman içerisinde Güneydoğu Küçük Asya'da fevkalade durumun ve koruculuk sisteminin kaldırılmasını, Çekiç Güç'ün vazifesine verecek verilmesini savundukları vaziyette, DYP-SHP hükümeti bu uygulamaları sürdürdü.
Cumhurbaşkanlığı

Haydar Aliyev ve Süleyman Demirel, Azerbaycan posta pulu, 2013
17 Nisan 1993 senesinde 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal kalp ve koroner yetersizliğine bağlı kan basıncı düşmesi neticesinde öldü. Süleyman Demirel 4 Mayıs senesinde, Turgut Özal'ın beklenmeyen ölmesiyle boşalan Cumhurbaşkanlığına adaylığını duyuru etti. 8 Mayıs günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'de meydana getirilen seçimin ilk turunda Demirel 234 oyda kalmış olarak ehil çoğunluğu sağlayamadı. İkinci turda Demirel 225, diğer partilerin adayları Kamran İnan (ANAP) 95, Lütfi Doğan (RP) 49, İsmail Cem (CHP) 25 rey aldı. 16 Mayıs'taki üçüncü turda Doğru Yol Partisi haricinde ortak yönetim ortağı Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) desteği ile 244 rey olan Demirel Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

Mart 1995'te Azerbaycan'da Haydar Aliyev'e aksi meydana gelen darbe girişimini evvelce havadis alıp Aliyev'i bilgilendirdi.
Demirel resmî ziyaret kapsamında bizim ülkemizde yer alan Amerika Başkanı Bill Clinton ile Çankaya

Köşkü'nde, 15 Kasım 1999
18 Mayıs 1996 senesinde İzmit'te iştirak ettiği bir avmsinin esas atma merasimi esnasında İbrahim Gümrükçüoğlu isimli bir eylemcinin alevli silahla düzenlemiş olduğu suikast girişiminden yara almadan kurtuldu. Saldırıda, silahını ateşlemek suretiyle çıkaran İbrahim Gümrükçüoğlu'nun üstüne atlayan savunma müdürü Şükrü Çukurlu kolundan, bir basın mensubu ise ayağından yaralandı.

28 Şubat Süreci olarak tanınan evrede kimi çevrelerce Refahyol Hükümeti'ne aksi meydana gelen cephenin başaktörü olmakla itham edilirken , kimi çevrelerce de gerginliği yumuşatarak bir darbeyi engellediği öne sürüldü.

Görev müddetinin bitimine isabetli cumhurbaşkanlığı müddetinin 3 sene fazlaca uzatılmasını öngören T.C. Anayasası'nın 101. materyali alakadar değişim önerisi, 5 Nisan 2000 senesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda reddedildi. 16 Mayıs 2000 senesinde, sorumluluklarını Ahmet Necdet Sezer'e devretmiştir.
Eşi Nazmiye Demirel, Alzheimer rahatsızlığı sebebiyle 27 Mayıs 2013'te canını kaybetti.


EmoticonEmoticon